greys müzikleri dinleyerek kitap yazılabilir mi acaba?
blog yazma isteği getiriyorlarsa bir gün başka şeylere de bahane olurlar mı?
kararsızlıklar bulutu içindeyim
bir bakıyorum güneş vurmuş yüzüme, bir bakıyorum kararmış grilere bürünmüş.
geleceği görmek istiyorum bi yandan da dinlediklerimden korkuyorum delicesine
değişmemesinden değil değişmesinden korkuyorum aslında ben
elimdekini seviyorum, dahasını istiyorum tabiki herkes gibi, ama elimdeki benim...
bazı günlerde nefes almak zorlaşıyor, yoruluyorum üzülüyorum, ağır geliyor bazı cümleler ya da cümlesiz bakışlar
1,2,3...10 derin nefes..
hop
sonrası yine sevgi
sonrası yine varlığının verdiği iyi his
saatleri günleri unutmak gerekiyor bu zihnin iyiliği için
sonrası yumuşak
Sunday, August 07, 2011
Friday, August 05, 2011
orhan pamuk okumadım daha önceden hiç, kendisine karşı bir antipatim var
ama eskişehir'deyken vakit geçirmek için kitap almak istedim, tesadüfen masumiyet müzesinin arkasını okudum, ilgimi çekti aldım. 500 küsurlu sayfalardayım, lila'da okuyup okuyup ana şimdi de böyle oldu, deli bu adam valla deli diye anlata anlata okudum. hala daha adamın deli olduğunu düşünüyorum bakalım sonuna kadar aynı şeyi mi diyeceğim?
ama eskişehir'deyken vakit geçirmek için kitap almak istedim, tesadüfen masumiyet müzesinin arkasını okudum, ilgimi çekti aldım. 500 küsurlu sayfalardayım, lila'da okuyup okuyup ana şimdi de böyle oldu, deli bu adam valla deli diye anlata anlata okudum. hala daha adamın deli olduğunu düşünüyorum bakalım sonuna kadar aynı şeyi mi diyeceğim?
demiştim ben ağustos daha güzel olacak diye
tabi temmuzun lila'lı halini yabana atmıyorum, hem çok dedikodulu hem çok kitap ve denizli(rekor seviyede denize girdim), sevdiceğim ve balayı çiftiyle muhteşem oldu lila her zamanki gibi..
ağustos sakin. işler yavaşladı
paperlardan gitti 1, kaldı 3, ne mutlu bana!
bu hafta yine sevdiceğimin Almanya'da çalışması beni çok özletmiş olsa da, böyle haftalarda anlıyorumki onsuz olmaz..
şimdi heyecanım vizem gelsin, sonra ver elini barçaa
tek eksiğim dizilerim
tabi temmuzun lila'lı halini yabana atmıyorum, hem çok dedikodulu hem çok kitap ve denizli(rekor seviyede denize girdim), sevdiceğim ve balayı çiftiyle muhteşem oldu lila her zamanki gibi..
ağustos sakin. işler yavaşladı
paperlardan gitti 1, kaldı 3, ne mutlu bana!
bu hafta yine sevdiceğimin Almanya'da çalışması beni çok özletmiş olsa da, böyle haftalarda anlıyorumki onsuz olmaz..
şimdi heyecanım vizem gelsin, sonra ver elini barçaa
tek eksiğim dizilerim
Thursday, July 21, 2011
sevgili blogum ben seni unuttum
ama zaten bu ay başlarken, daha en başından biliyordum ben seni unutacağımı
kafamı kaldıramadan çalışma, işten iğrenme, passifloralı günler, sıcakların bastırması, alınacak çok şey, gidelecek çok yer, düşünelecek çok ayrıntı= temmuz 2011.
valla sevmedim seni temmuz 2011 ama son haftanı lila'm da geçireceğim ya o zaman belki barışabiliriz. lila'ya gidelim, telefonumuzu kapayalım ve istanbul'u tamamen unutalım istiyorum.
bakalım ağustos 2011 seninle nasıl geçecek ayımız?
bu arada dün sıcaktan erirken, dağıtmaktan beter ettiğim evimde bi kitap okumaya başladım, erkek dedikodusu adı, edebiyat eseri değil, zaten ben de öyle olduğunu düşünerek almamıştım, bizi okumak için aldım ve sayfa 33 te tam da beni okudum, çok güldüm. bitmesin kitap, şu sıkıntılı günlerimde bir günde 200 sayfayı şıp diye okuyuverdim.
bir de merak ettiğim bir şey daha var: şöyle bir site var mı acaba, last fm in kitaplar için olanı, filmler için olanı. hani şu şu kitabı okudun, aferin, bak bir de bunları seversin sen gibisinden.
25 temmuz'da sevdicekle bizim için yeni bir dönem başlıyor, modasız gümüşlü ... bakalım nasıl olacak ..
ama zaten bu ay başlarken, daha en başından biliyordum ben seni unutacağımı
kafamı kaldıramadan çalışma, işten iğrenme, passifloralı günler, sıcakların bastırması, alınacak çok şey, gidelecek çok yer, düşünelecek çok ayrıntı= temmuz 2011.
valla sevmedim seni temmuz 2011 ama son haftanı lila'm da geçireceğim ya o zaman belki barışabiliriz. lila'ya gidelim, telefonumuzu kapayalım ve istanbul'u tamamen unutalım istiyorum.
bakalım ağustos 2011 seninle nasıl geçecek ayımız?
bu arada dün sıcaktan erirken, dağıtmaktan beter ettiğim evimde bi kitap okumaya başladım, erkek dedikodusu adı, edebiyat eseri değil, zaten ben de öyle olduğunu düşünerek almamıştım, bizi okumak için aldım ve sayfa 33 te tam da beni okudum, çok güldüm. bitmesin kitap, şu sıkıntılı günlerimde bir günde 200 sayfayı şıp diye okuyuverdim.
bir de merak ettiğim bir şey daha var: şöyle bir site var mı acaba, last fm in kitaplar için olanı, filmler için olanı. hani şu şu kitabı okudun, aferin, bak bir de bunları seversin sen gibisinden.
25 temmuz'da sevdicekle bizim için yeni bir dönem başlıyor, modasız gümüşlü ... bakalım nasıl olacak ..
Tuesday, June 07, 2011
nixon bildiğin türk şarkısı iştee
bazı geceler tatlı bir film izliyorum
önce manzaralara aşık oluyorum, orada soluk almak istiyorum
sonra bir bakıyorum müziğini içime çekmişim. ordan kendimi kaptırıp onu dinliyim bunu dinliyim derken gerçekten saatler akıp gidiyor, bayılıyorum böyle akşamlara..
böyle akşamlarda salonda zıplamak da var, koltukta ağlamak da ama en çok müzik dinlemekten dört köşe olmak..
nasıl özlediğim şarkılar varmış. tiger lou dinlememişim mesela bayadır ve ben dinlemezken onlar ayrılmış, solistleri rasmus kendine albüm bile yapmış.
minor majority im yeni albüm çıkaralı yıllar olmuş, ben arada kaçırmışım.
şimdi bu gece hiç bitmesin istiyorum ben, napacağım bitmemesi için bilmiyorum.
önce manzaralara aşık oluyorum, orada soluk almak istiyorum
sonra bir bakıyorum müziğini içime çekmişim. ordan kendimi kaptırıp onu dinliyim bunu dinliyim derken gerçekten saatler akıp gidiyor, bayılıyorum böyle akşamlara..
böyle akşamlarda salonda zıplamak da var, koltukta ağlamak da ama en çok müzik dinlemekten dört köşe olmak..
nasıl özlediğim şarkılar varmış. tiger lou dinlememişim mesela bayadır ve ben dinlemezken onlar ayrılmış, solistleri rasmus kendine albüm bile yapmış.
minor majority im yeni albüm çıkaralı yıllar olmuş, ben arada kaçırmışım.
şimdi bu gece hiç bitmesin istiyorum ben, napacağım bitmemesi için bilmiyorum.
Wednesday, May 04, 2011
bi she and her darkness vardı..
uzun zamandır yazacak kadar içimden gelmedi tuşlara dokunmak.. bu akşam hare ve last fm saolsun eski şarkıları dinleyip eski yazıları okuyorum. artık içini acıtmazken eski yazıları okumak o kadar zor olmuyormuş, hatta güzel bile geldi.
geceleri oturup müzik dinlemeyi özledim ama artık olmuyor eskisi gibi, uykusuzluk bile kaplasa yine de eskisi gibi olmuyor.
nerdeyse 29 olmuşken.. değişmeyen tek şey, eski şarkıların kokusu..
uzun zamandır yazacak kadar içimden gelmedi tuşlara dokunmak.. bu akşam hare ve last fm saolsun eski şarkıları dinleyip eski yazıları okuyorum. artık içini acıtmazken eski yazıları okumak o kadar zor olmuyormuş, hatta güzel bile geldi.
geceleri oturup müzik dinlemeyi özledim ama artık olmuyor eskisi gibi, uykusuzluk bile kaplasa yine de eskisi gibi olmuyor.
nerdeyse 29 olmuşken.. değişmeyen tek şey, eski şarkıların kokusu..
Subscribe to:
Posts (Atom)