Wednesday, July 21, 2010

Gordum gordum buyuk dusler gordum. Surekli hayali veriler uzerine gelecegi yerlestirmeye calisiyorum. Soyle olursa boyle olcak sonrasinda da bu. İskambil kartlarindan evler insa ediyorum, oysaki bu evler tek bir kelimenin nefesiyle bile yikilabiliyor. Ben her yikilisinda tekrar elime kartlari alip bastan basliyorum evlerime. Oyle evler ki yukseldikce icinde her seyi bulabiliyorum. Sonra bir an geliyor bakiyorum bosuna bu evlerle ugrasmak, uzak gelecekte kendileri olur diyorum. Yetmiyor, yoruldugum her an kartlari tekrar aliyorum avucuma. Baskalarinin kartlari yerlestirmesini bekliyorum bi yandan. buyuk duslerimi nerelere tiksam da unutsam bilmiyorum. Simdilik sadece bekliyorum, soramadan konusamadan yorgun ve bogulmamak icin basim dik bir sekilde...
bu kadar sıcak beni çok mutsuz ediyor. ben bahar severim
ne soğuk ne sıcak
sürekli huysuzlanıyorum, çok sıkıcıyım

Monday, July 19, 2010

kitap


gümüşsuyuna taşınmamla beraber ve tabi kışın çokça dizilere kaptırdığım için kendimi kitap okumaya ayırdığım zaman epeyce düştü. bir iki deneme yapıp hep yarıda bıraktım. gelen hornby atakları sonucu merak duygum uyandı ve tatil öncesi d r da bulabildiğim tek hornby kitabı "a long way down" ı aldım. lilada kendimi şezlonglarda bırakabildiğim zamanlarda hafif gülümsemeler ile başladım okumaya. ilk hornby için yanlış bir seçimmiş, öyle diyor ekşi , fakat bir seçim değil elimizdekileri değerlendirmeydi benimki. henüz 77. sayfasında olduğum için fazla yorum yok. öğrendiğime göre johnny deep de film haklarını almış kitabın, heralde kendisine de jj rolünü biçmiştir diye tahmin ediyorum(an American with a leather jacket and a Rod Stewart haircut)
müzikle kitabın birleşkesi 31 songsu merak ediyorum hala.

şuan esen bir balkonda çayımla kitap okumanın hayalini kuruyorum. balkondan başka apartmanlar değil tercihen bir park, daha tercihen bir deniz görünse ..

baş ağrısı-uykusuzluk-iş yapmama isteği- sıkıntı ışığında, türk kahvesi eşliğinde, müziksiz, ve iş yerinde yazılmış bir yazıdır.
uzun zamandır buraya ne mutluluk yazdım ne mızmızlandım.
bu sabah hem iş az hem de benim çalışasım yok. nasıl olsun ki? yüzde 70 lerde seyreden nemle kim nefes alıp beyin hücrelerini harekete geçirebilir ki? açıkcası ben ayakta uyumakla, bilgisayara boş bakışlar atmak arasında geziniyorum.
arada neler oldu, lilada sevdiceğimle ve nesemrenin (bradpitt angelina jolie'den ne farkları var ki:P) katılımıyla hava muhalefetli bol yemekli güzel bi tatil yaptık. aklımsa neşeyle kendimizi kaybettiğimiz assostaki dükkanda ve o kolye ve yüzükte kaldı.
sonra klasik tatil sonrası pazartesi sendromu
istifa edeceksen yazın edeceksin valla düşünceleri
işe adapte olma
sevdiceğin 30 yaşla beraber üstüne gelen olgunluk ve yakışıklılık:)
il faro da berbat bir doğum günü yemeği, kimseye asla asla tavsiye etmem
sonra bızdığın pilav şöleni
kızlarla toscanada bolca bolca dedikodu(bu kadar sayıca fazla kız olunca dedikodu hiç bitmiyor)
cumartesi fincan da kahvaltı(orası da bozmuş:( ) peb le 2'ye kadar "fısır fısır" gece dedikodu
seansı
ve tatilden kopma bir pazar günü, öğlen uykusuyla sahilde tabusuyla
şimdi ise eve koşup yatağı bulma isteği

Thursday, July 01, 2010

This is a man's world, this is a man's world
But it wouldn't be nothing, nothing without a woman or a girl!

Monday, June 28, 2010

sevdiceğimin güzel hediyesiyle 3.apple ıma kavuştum
1 sene kadar önce touch alıcakken ama dokunmatik de pek sevmiyorum derken artık iphone kullanıyor olmam pek manidar oldu.
ama artık seviyorum dokunmatik olmasını, üstelik artık daha da değerli benim için appleım, her baktığımda çok güzel bir şey geliyor aklıma..
nice senelere umarım

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails