epo'nun official journal'ını okurken (evet artık öyle şeyler okuyorum maalesef, iş yapmadığım zamanlarda) öğrendim ki noelin ertesi gününe boxing day deniyormuş, hediye paketi açıyorlar ya ondan diye bi akıl yürüttüm kendi çapımda, bilmem doğru mudur.
bi de bazı fransızlar e-mail e "un mel" diyorlar, doğrudan okunduğu gibi yani. koca dünya e-mail kullanırken onlar neden mel diyorlar diye sorarsanız da cevap çok basit: çünkü onlar fransız, doğalarında var
Tuesday, February 03, 2009
last fm takıntım malum (çok seviyorum), geçen de neler var ilgili diye bakarken soundamus diye bir şey buldum. dinlediklerinizin yeni albümleri çıkınca haber veriyor,ben igoogle'a koydum, düzgün işliyor gibi görünüyor.
Monday, February 02, 2009
Sunday, February 01, 2009
broken english

ve günün üçüncü filmi..
nedense izlerken kendimi izliyormuş gibi hissettim. çok etkileyici dialoglar, görüntüler vs olmasa da bu his beni filme bağladı. bu ara julian isimli erkeklerin de ayrıca etkileyici olduğunu düşünmeye başladım(othdaki de burdaki de very charming). filmle ilgili en çok aklımda kalacak şey- juliandan sonra tabii ki- nora'nın kıyafetleriydi, çok şekerlerdi(özellikle ilk sahnedeki mavi elbise). benim de paris'e gidip julian'ı aramam gerekiyor sanırım, hem ben fransızca da biliyorum avantajlıyım, ben oui absolument! benim de bu ara yolculuğa çıkmam gerekiyor, yeni bir yer görmek istiyorum, yeni bir şeyler tanımak. kafamdaki düşünceden kurtulmam gerekiyor.
bahar gelse bir an önce.. kış çok yorucu, depresif, nefes alması zor, soğuk, üstelik yağmuru, güneşi bile aldatıcı.
şarap sürahisi alıcam kendime bi de, çok beğendim filmde.
ps: thanks to ichil (happiness sahnesi süpermiş)
benjamin
elizabethtown

çok etkileyici müziklerle süper bir film olabilecekken bana göre çok da iyi seçilmemiş müziklerle anlatılmış çok tatlı bir hikaye. keşke imkan olsa da ben müziklerini değiştirsem.
bi de üniversite zamanındaki mini road triplerimizi hatırlattı..bizim öyle güzel bir "map" imiz yoktu ama zaten ihtiyacımız da yoktu
Subscribe to:
Posts (Atom)
