
dün -sık sık gitmemiş olmamıza rağmen- içinde bi sürü anımızı saklamış, garip, güzel, kötü, sonrasında ağladığımız, bazen birinin gözlerine bakıp bir çok şey söylemek isteyip
söyle-ye-mediğimiz, ilk ve sonları içeren, sonrasında dönüm noktalarına dönüşen günleri yaşadığımız ferdane'ye.. son olarak yeşil gözlü bi adama baktığım, sonrasında sevdiğim yere..
istedik ki o günleri de ferdaneyle beraber arkamızda bırakalım..
son bir gün daha ekleyelim ve gidelim..
gittik.içeri geçtik.
teker teker masalardaki günlerimizi hatırladık, onunla burda , bunlarla şurda oturmuştuk.. şaşırtıcı bir şey bir yere ait böylesi detayların akılda kalıcı olması. tek tek her masanın kendine ait insanları olmuş meğerse, farketmemişiz bugüne değin.

ferdanenin en özel içeceğini istedik. sıcak şarap. senelerdir dillendirdiğim ama sadece 2 kez içebildiğim sıcak şarabı. yokmuş, kapatıyoruz ya cumartesi, o yüzden dedi garson çocuk.
vişneli şarabı da kalmamış
böğürtlenli verdi. maksat içerek kutsamaktı. konuştuk konuştuk. resim çektik.
hayatımda yediğim en kötü patates kızartmasını yedim yine de mutlu olarak.
böğürtlenli şarabı tüketince, mecburen kırmızı şaraba geçtik.. sustuk.
başkalarıyla konuşmak istedik, bahaneler yarattık.. çakır keyif olduk. bahanelerimizi sunduk. düşündük. içimizin acıdığını bile bile..
benim artık kırmızı şarabı içemediğimi gördük, elimde alkol nasıl mundar edilir onu gördüm.
kırmızı şarapları da tükenince...
yine merdivenleri tırmanıp, arkamızda bıraktık ..