başka ofislere bakarak iç geçirmek, onlar da çalışıyor biz de diye ağlamak isterseniz
http://www.officesnapshots.com
özellikle lastfmdekileri bayadır takip edip,ağlaşıyordum ben, bir de google a baktım burdan. sonuç: of offf..
Monday, July 21, 2008
Saturday, July 19, 2008

everything was black and white except city lights- I hear sirens
we love post-rock!!
ayrıca in motion ını da çokk seviyoruz, sayesinde şezlonglara oturup gece deniz kenarında evpatoria report dinledik, ve o nasıl bir zevkti anlatamam. ki denizin o gece deli gibi dalgalı olması (bana göre içinden bi adamın çıkıp böö demesi benim korkup minik de olsa çığlığı basmam -ki o motorlu amca olur- sonra amcanın çoşup bizi ıslatması)çok güzel denk gelmişti, evpatoria çoştukça çoşan deniz..
şuan orda olmak ister misin deseler, yok aslında istemiyorum hiç ama bakınca, burda da olmak istemiyorum.
ps: konserde angel çaldı, içimden geçene göre eksik olsa da güzeldi çok..
we love post-rock!!
ayrıca in motion ını da çokk seviyoruz, sayesinde şezlonglara oturup gece deniz kenarında evpatoria report dinledik, ve o nasıl bir zevkti anlatamam. ki denizin o gece deli gibi dalgalı olması (bana göre içinden bi adamın çıkıp böö demesi benim korkup minik de olsa çığlığı basmam -ki o motorlu amca olur- sonra amcanın çoşup bizi ıslatması)çok güzel denk gelmişti, evpatoria çoştukça çoşan deniz..
şuan orda olmak ister misin deseler, yok aslında istemiyorum hiç ama bakınca, burda da olmak istemiyorum.
ps: konserde angel çaldı, içimden geçene göre eksik olsa da güzeldi çok..
Sunday, July 13, 2008
istek parça
akşam judas konseri için istek parça yapıyorum
Angel -
put sad wings around me now
Protect me from this world of sin
So that we can rise again
Oh angel - we can find our way somehow
Escaping from the world we're in
To a place where we began
And I know we'll find
A better place and peace of mind
Just tell me that it's all you want - for you and me
Angel won't you set me free
Angel remember how we'd chase the sun
Then reaching for the stars at night
As our lives had just begun
When I close my eyes I hear your velvet wings and cry
I'm waiting here with open arms - oh can't you see
Angel shine your light on me
Oh angel will we meet once more - I'll pay
When all my sins are washed away
Hold me inside your wings and stay
Oh! Angel take me away
Put sad wings around me now
Angel take me far away
Put sad wings around me now
So that we can rise again
Angel -
put sad wings around me now
Protect me from this world of sin
So that we can rise again
Oh angel - we can find our way somehow
Escaping from the world we're in
To a place where we began
And I know we'll find
A better place and peace of mind
Just tell me that it's all you want - for you and me
Angel won't you set me free
Angel remember how we'd chase the sun
Then reaching for the stars at night
As our lives had just begun
When I close my eyes I hear your velvet wings and cry
I'm waiting here with open arms - oh can't you see
Angel shine your light on me
Oh angel will we meet once more - I'll pay
When all my sins are washed away
Hold me inside your wings and stay
Oh! Angel take me away
Put sad wings around me now
Angel take me far away
Put sad wings around me now
So that we can rise again
Sahil denilince bir çoğunun aklına kum gelirdi, denizgelirdi hatta güneş gelirdi
Güneş yağları , belki kovalar, kumdan kaleler..
Oysa o ikisinin aklındaki sahil bambaşkaydı. Onların sahilinin diğerleriyle tek ortak noktası denizdi. Onlarınki açık düz sakin dibi görünenken, bunlarınki karartılar içindeki dalgalarla çoşan dinginlikten çok uzak ve soğuk bir denizdi.. anlayış farkı dedikleribelki,belki de anlayıştan öte yaşam ve görüş farkı..karamsarlıkla alakası yoktu iki deniz arasındaki farkın..birine öyle güzel gelen diğerine farklı geliyordu. Ilişkisel birşey gibi.
O gece de sahilde buluştular..gecenin tek rengi beyaz şezlonglar, ve birinin yeşil diğerinin kırmızı sweatshirtüydü. Beyaz şezlongları yan yana getirip oturdular, bir şişe şarap vardı yanlarında çoğu zaman olduğu gibi.eskiden kırmızı severdi kadın artık beyaz ister olmuştu, nedendir o bile bilmiyordu- hayat değişiyordu, neden seçimler değişmesindi-
Uzun zaman olmuştu- ya da kadına öyle gelmişti- - iki hafta az mıydı ki-
Müzikleri olsaydı keşke.. bu bir film olsaydı arkadan cosmic call çalardı. Kadının ağzını her açışında çıkmayan sesini bastıran müzik olsaydı keşke ya da erkeğin konuşmuyor oluşunun üstünü örten…”nasılsın” dedi kadın cılız ve titrek bir ses- zaten daha ne olabilirdi ki, güçsüz düşmüştü- “iyiyim” dedi adam “herşey yolunda”
Içinde bir şey vardı sanki kadının ve tek tek üstünden geçilmişti o şeyin.bunu nasıl anlatabilirdi acaba ?
“Ben huzursuzum” diyebildi ancak kadın.
Ne kadar çok yıldız görünüyordu gökyüzünde,hep böyle miydi yoksa gece gittikçe koyulaştığı için mi yıldızlar çoğalmıştı?
“Ben huzurluyum artık” dedi adam
şezlonglarını yanaştırdılar
ikisi de gözyüzüne bakmaya başladılar.. beraber geçirdikleri saatleri düşünedururken zamanın durmasını beklediler.birinin diğerine “ya ben sensiz olmak istiyebilir miyim hiç” dediği anları…
kadın gözyaşlarını sakladı kırmızının arkasına..içine çekti, gözlerini yumdu. Ve “kalbim acıyor”, “nefes alamıyorum böyle” diyemeden sustu kaldı.
El ele tutuştular,ilk seferki gibi.. birbirlerine doğru döndüler . gözlerinin içine baktılar.
Keşke gitmeseydin,keşke gitmek istemeseydin diye kıvranıyordu içten içe kadın. Sadece gitme-seydin diyebildi.. adam onu duymuyordu bile artık
Yanına çekti adam kadını.. hafif sarsarak kadını kolları arasına aldı, kadın küçüldü tüm sevgisini adamın kollarına boşalttı.. birbirlerine sıkıca sarılmış olarak denizi seyrettiler..
Dipole experiment was playing in this moment.
Tamamen güçsüz, çırpınışları duyulmasın diye korkak adımlar attı kadın.. yerinden kalktı, başı döndü, tekrar oturmak istediyse de artık yerinin olmadığını gördü.. ve kendini aldı olduğu yerden, bilmediği yöne doğru devam etti.
Dudaklarının tadları karıştığında, artık herşeyinçok farklı olacağı belliydi..deniz –müzikle beraber- yükselmişti, kıyıya vurur olmuştu delice. Kalktılar, birbirlerine tekrar sarıldılar, adam kadını –kaçırmaktan korkarcasına- sardı , limana doğru yürümeye başladılar.
Adama son kez bakmaya karar verdiğinde kadın, adam çoktan karşı kıyıya gitmişti. Huzurluydu, zor olmamıştı gitmek.
Telefon çaldı.. alarmmış dedi, 6 dk sonra tekrar çalar diyerek kenara aldı yeniden telefonu. O anda gördüğü karışık rüyalar geldi aklına, yorucu bir uykunun ardından güne uyandı..
11 temmuz Cuma 01:05
Güneş yağları , belki kovalar, kumdan kaleler..
Oysa o ikisinin aklındaki sahil bambaşkaydı. Onların sahilinin diğerleriyle tek ortak noktası denizdi. Onlarınki açık düz sakin dibi görünenken, bunlarınki karartılar içindeki dalgalarla çoşan dinginlikten çok uzak ve soğuk bir denizdi.. anlayış farkı dedikleribelki,belki de anlayıştan öte yaşam ve görüş farkı..karamsarlıkla alakası yoktu iki deniz arasındaki farkın..birine öyle güzel gelen diğerine farklı geliyordu. Ilişkisel birşey gibi.
O gece de sahilde buluştular..gecenin tek rengi beyaz şezlonglar, ve birinin yeşil diğerinin kırmızı sweatshirtüydü. Beyaz şezlongları yan yana getirip oturdular, bir şişe şarap vardı yanlarında çoğu zaman olduğu gibi.eskiden kırmızı severdi kadın artık beyaz ister olmuştu, nedendir o bile bilmiyordu- hayat değişiyordu, neden seçimler değişmesindi-
Uzun zaman olmuştu- ya da kadına öyle gelmişti- - iki hafta az mıydı ki-
Müzikleri olsaydı keşke.. bu bir film olsaydı arkadan cosmic call çalardı. Kadının ağzını her açışında çıkmayan sesini bastıran müzik olsaydı keşke ya da erkeğin konuşmuyor oluşunun üstünü örten…”nasılsın” dedi kadın cılız ve titrek bir ses- zaten daha ne olabilirdi ki, güçsüz düşmüştü- “iyiyim” dedi adam “herşey yolunda”
Içinde bir şey vardı sanki kadının ve tek tek üstünden geçilmişti o şeyin.bunu nasıl anlatabilirdi acaba ?
“Ben huzursuzum” diyebildi ancak kadın.
Ne kadar çok yıldız görünüyordu gökyüzünde,hep böyle miydi yoksa gece gittikçe koyulaştığı için mi yıldızlar çoğalmıştı?
“Ben huzurluyum artık” dedi adam
şezlonglarını yanaştırdılar
ikisi de gözyüzüne bakmaya başladılar.. beraber geçirdikleri saatleri düşünedururken zamanın durmasını beklediler.birinin diğerine “ya ben sensiz olmak istiyebilir miyim hiç” dediği anları…
kadın gözyaşlarını sakladı kırmızının arkasına..içine çekti, gözlerini yumdu. Ve “kalbim acıyor”, “nefes alamıyorum böyle” diyemeden sustu kaldı.
El ele tutuştular,ilk seferki gibi.. birbirlerine doğru döndüler . gözlerinin içine baktılar.
Keşke gitmeseydin,keşke gitmek istemeseydin diye kıvranıyordu içten içe kadın. Sadece gitme-seydin diyebildi.. adam onu duymuyordu bile artık
Yanına çekti adam kadını.. hafif sarsarak kadını kolları arasına aldı, kadın küçüldü tüm sevgisini adamın kollarına boşalttı.. birbirlerine sıkıca sarılmış olarak denizi seyrettiler..
Dipole experiment was playing in this moment.
Tamamen güçsüz, çırpınışları duyulmasın diye korkak adımlar attı kadın.. yerinden kalktı, başı döndü, tekrar oturmak istediyse de artık yerinin olmadığını gördü.. ve kendini aldı olduğu yerden, bilmediği yöne doğru devam etti.
Dudaklarının tadları karıştığında, artık herşeyinçok farklı olacağı belliydi..deniz –müzikle beraber- yükselmişti, kıyıya vurur olmuştu delice. Kalktılar, birbirlerine tekrar sarıldılar, adam kadını –kaçırmaktan korkarcasına- sardı , limana doğru yürümeye başladılar.
Adama son kez bakmaya karar verdiğinde kadın, adam çoktan karşı kıyıya gitmişti. Huzurluydu, zor olmamıştı gitmek.
Telefon çaldı.. alarmmış dedi, 6 dk sonra tekrar çalar diyerek kenara aldı yeniden telefonu. O anda gördüğü karışık rüyalar geldi aklına, yorucu bir uykunun ardından güne uyandı..
11 temmuz Cuma 01:05
Huzur arayışları ve tatil.
Tatilin her saniyesinde ayak izleri..huzurlu küçük bir tatil kasabası ve huzurlu insanlar, yemyeşil bir bahçe, masmavi bir deniz.. ve dahası sıfatlar.. ve tek bir isim .
Buradan geri dönmek de istemiyorum bir bakıma, yaşanmışlıklarla dolu bir Istanbul düşüncesi ağır geliyor şuan. Az ama öz yaşanmışlıklar, yaşanamamışlıklar daha çok.
Burada yıkık dökük bir ev beğendim, herşeyi bırakıp içim gibi oranın yeniden inşasını beklesem burda.. ama uzun surmese, yorgunum ayakta durmak zor, tekrar tekrar ayaklanmak . bir de evin yanında bir yer daha var, daha küçük , orasını da işletsem.. denize bakarak geçirsem günlerimi.
Bu yaşlı-lık-dan geçmeli ..
Ne dediğimibile bilmiyorum.
Çay
23 45
9 temmuz 08
Tatilin her saniyesinde ayak izleri..huzurlu küçük bir tatil kasabası ve huzurlu insanlar, yemyeşil bir bahçe, masmavi bir deniz.. ve dahası sıfatlar.. ve tek bir isim .
Buradan geri dönmek de istemiyorum bir bakıma, yaşanmışlıklarla dolu bir Istanbul düşüncesi ağır geliyor şuan. Az ama öz yaşanmışlıklar, yaşanamamışlıklar daha çok.
Burada yıkık dökük bir ev beğendim, herşeyi bırakıp içim gibi oranın yeniden inşasını beklesem burda.. ama uzun surmese, yorgunum ayakta durmak zor, tekrar tekrar ayaklanmak . bir de evin yanında bir yer daha var, daha küçük , orasını da işletsem.. denize bakarak geçirsem günlerimi.
Bu yaşlı-lık-dan geçmeli ..
Ne dediğimibile bilmiyorum.
Çay
23 45
9 temmuz 08
Yapılmayan şeylerin yapılması kafa dağıtır mı sorusu ile başbaşayız.
Aslında evet farklı şeyler denemek çok da dağıtabiliyor ilgiyi, ama sonra tek başına kalıp kendini dinlemesi sıkıntılı oluyor..
Hayatımızı geçirdiğimiz asmalı mescitten çıkıp lebideryaya doğru gidince çok güzel bi manzara güzel yemekler, güzel şarap kadehleri karşılıyor.
Denize manzaralı
Denize karşı
Denize doğru
Denizde
Deniz kıyısında
Alınmış bi karar olmamasına rağmen bu hafta hep böyle geçiyor.
Lebi derya ile deniz manzaralı serüvenim başladı .
Cumartesi kerpe ve kefkende kendimizi denize banıp, denize karşı geçip denize doğru sandalyelerimizi çevirip hepimiz kendi hayallerimize, düşüncelerimize daldık. Saatlerce böyle oturup, belki de saatlerce daha böyle oturmayı istedik. Aslında daldığımız düşüncelerde boğulmak da vardı o sırada,düşünmek özlemek kızmak tekrardan özleyip unutmaya dalmak derinlerde sarhoş olmadan..
Yine de kerpenin o muhteşem manzarasına doğru otururken, böyle bir evim olmasını o kadar çok diledim ki, denizi seyretmek insanı gençleştiren birşey. Hani nasıl genç kalıcaz kitapları var ya, aslında çok basit : denize karşı bir ev, huzurlu bir sevgi, güzel arkadaşlar ve iş konusunda yeterince hırslı olmak, çok çalışmamak. Bu kadar . öyle sofralar var ki bir yandan içip bir yandan sohbet edilen, orada resmen iyileştiğimi hissediyorum..
Kefkenin denizi kerpenin manzarası diyorum. Olaylı kerpe yüzüğüm de kendime almayı söz verdiğim yüzük oldu..
Bir defa kalsam yanında
Hayat güzel hikayemde kalınca ..
Gerçeklere gelince..
Kafam çok karışık..
Küçükkuyu 8 temmuz Salı 17 48
Aslında evet farklı şeyler denemek çok da dağıtabiliyor ilgiyi, ama sonra tek başına kalıp kendini dinlemesi sıkıntılı oluyor..
Hayatımızı geçirdiğimiz asmalı mescitten çıkıp lebideryaya doğru gidince çok güzel bi manzara güzel yemekler, güzel şarap kadehleri karşılıyor.
Denize manzaralı
Denize karşı
Denize doğru
Denizde
Deniz kıyısında
Alınmış bi karar olmamasına rağmen bu hafta hep böyle geçiyor.
Lebi derya ile deniz manzaralı serüvenim başladı .
Cumartesi kerpe ve kefkende kendimizi denize banıp, denize karşı geçip denize doğru sandalyelerimizi çevirip hepimiz kendi hayallerimize, düşüncelerimize daldık. Saatlerce böyle oturup, belki de saatlerce daha böyle oturmayı istedik. Aslında daldığımız düşüncelerde boğulmak da vardı o sırada,düşünmek özlemek kızmak tekrardan özleyip unutmaya dalmak derinlerde sarhoş olmadan..
Yine de kerpenin o muhteşem manzarasına doğru otururken, böyle bir evim olmasını o kadar çok diledim ki, denizi seyretmek insanı gençleştiren birşey. Hani nasıl genç kalıcaz kitapları var ya, aslında çok basit : denize karşı bir ev, huzurlu bir sevgi, güzel arkadaşlar ve iş konusunda yeterince hırslı olmak, çok çalışmamak. Bu kadar . öyle sofralar var ki bir yandan içip bir yandan sohbet edilen, orada resmen iyileştiğimi hissediyorum..
Kefkenin denizi kerpenin manzarası diyorum. Olaylı kerpe yüzüğüm de kendime almayı söz verdiğim yüzük oldu..
Bir defa kalsam yanında
Hayat güzel hikayemde kalınca ..
Gerçeklere gelince..
Kafam çok karışık..
Küçükkuyu 8 temmuz Salı 17 48
Friday, July 04, 2008
lastfm
ah bu lastfm ne akıllı şey, nasıl da insanın içini okuyor, maşallah dün gece aklımdan tatilde şunu da bunu da dinlerim diye geçirdiğim ne varsa bugn kendisi bana radyomda çaldı. maşallah maşallah seviyorum kendisini
Subscribe to:
Posts (Atom)